Sinan
New member
Pardon Ne Zaman Denir? Günlük Hayatta Özür, Rica ve İletişim Arasındaki İnce Çizgi
Pardon Ne Zaman Denir? Günlük Hayatta Bu Kelimeyi Hangi Durumlarda Kullanıyoruz?
Bazen tek bir kelimenin cümlenin bütün havasını değiştirdiğini düşünüyorum. “Pardon” da bunlardan biri. Birine çarptığımızda “pardon” diyoruz, duymadığımız bir şeyi tekrar ettirmek istediğimizde yine “pardon” diyebiliyoruz, hatta bazen karşı tarafın söylediğine şaşırdığımızda “Pardon?” diyerek bambaşka bir anlam oluşturuyoruz. Aynı kelime hem özür hem rica hem de “tekrar eder misiniz?” anlamına gelebiliyor.
Asıl ilginç olan ise kelimenin kendisinden çok, hangi durumda, hangi tonla ve kime karşı söylendiği. Çünkü “pardon” ile “özür dilerim”, “affedersiniz” ve “efendim?” birbirine yakın görünse de iletişimde bıraktıkları etki aynı değil.
Cambridge Dictionary, İngilizcedeki “pardon” kullanımını özellikle kişinin söylediğini tekrar ettirmek istemesiyle ve “pardon me” biçiminde kaba bir davranış sonrasında özür dilemeyle ilişkilendiriyor. Türkçede ise “pardon” kelimesi günlük kullanımda “affedersiniz”, “özür dilerim”, “efendim?” ve “müsaade eder misiniz?” gibi farklı işlevlere yaklaşabiliyor.
Burada bence tartışmaya değer soru şu: “Pardon” gerçekten sadece bir nezaket kelimesi mi, yoksa sosyal ilişkileri düzenleyen küçük ama güçlü bir iletişim aracı mı?
“Pardon” Hangi Durumlarda Söylenir?
En temel kullanım, istemeden yapılan küçük bir rahatsızlık veya fiziksel temas sonrasıdır.
Örneğin:
- Birinin ayağına bastınız: “Pardon.”
- Kalabalıkta birine çarptınız: “Pardon.”
- Birinin sözünü kestiniz: “Pardon, devam edebilirsiniz.”
- Birinin önünden geçmeniz gerekiyor: “Pardon, geçebilir miyim?”
- Karşı tarafı duymadınız: “Pardon, tekrar eder misiniz?”
- Söylenen şeyi anlamadınız: “Pardon?”
Dolayısıyla kelimenin anlamını yalnızca sözlük karşılığından çıkarmak yeterli değil. Bağlam, ses tonu, yüz ifadesi ve cümlenin devamı anlamı belirliyor.
Mesela “Pardon, geçebilir miyim?” ile “Pardon?! Ne demek istiyorsunuz?” arasında kelime aynı olmasına rağmen iletişim açısından ciddi bir fark var. İlkinde nezaket ve izin isteme bulunurken ikincisinde şaşkınlık, itiraz veya rahatsızlık ifade edilebilir.
Türkçe kullanımında “pardon” ayrıca oldukça ekonomik bir kelime. Uzun bir özür cümlesi kurmadan sosyal bir sürtüşmeyi hızlı biçimde yumuşatabiliyor.
“Pardon” ile “Özür Dilerim” Aynı Şey Değil
Günlük konuşmada bu iki ifade sık sık birbirinin yerine kullanılıyor. Ancak aralarında önemli bir nüans var.
“Pardon” çoğu zaman küçük, anlık ve düşük ağırlıklı bir sosyal ihlali düzeltmek için kullanılıyor. Birine çarpmak, önünden geçmek veya sözünü kısa süreliğine kesmek buna örnek.
“Özür dilerim” ise daha açık bir sorumluluk kabulü taşıyabiliyor.
Örneğin bir arkadaşınızla buluşmaya 10 dakika geç kaldıysanız:
“Pardon, trafik vardı.”
demeniz mümkün.
Ama arkadaşınız sizi bir saat beklediyse:
“Özür dilerim, seni bu kadar bekletmem doğru değildi.”
demek daha uygun olabilir.
İkinci örnekte sorun yalnızca meydana gelen olay değil, karşı taraf üzerindeki etkidir. Bu nedenle özrün kapsamı da büyür.
Bu ayrım özellikle ilişkilerde önem kazanıyor. Çünkü bazen insanlar “pardon” kelimesinin olayın ağırlığına göre yetersiz kaldığını düşünebiliyor. Birinin güvenini kırdıktan sonra yalnızca “pardon” demek, dilbilgisel olarak yanlış olmayabilir ama sosyal açıdan yeterli olmayabilir.
Erkeklerin Daha Objektif, Kadınların Daha Duygusal Olduğu İddiası Ne Kadar Doğru?
Burada dikkatli olmak gerekiyor. “Erkekler objektiftir, kadınlar duygusaldır” şeklindeki kesin bir ayrım bilimsel açıdan savunulabilir bir açıklama değil. İnsanların özür verme biçimleri yalnızca biyolojik cinsiyetle açıklanamaz; kişilik, yaş, kültür, sosyal rol, eğitim, ilişki biçimi ve içinde bulunulan ortam da etkili.
Bununla birlikte, özür davranışı konusunda cinsiyet farklılıklarını inceleyen araştırmalar var.
Örneğin Schumann ve Ross tarafından yapılan çalışmada kadınların erkeklerden daha fazla özür bildirdiği, ancak bunun önemli bir nedeninin kadınların “hangi davranışın özür gerektirecek kadar ciddi olduğu” konusunda daha düşük bir eşik belirlemesi olabileceği bulundu. Araştırmanın ikinci bölümünde erkeklerin aynı davranışları kadınlara kıyasla daha az ciddi değerlendirme eğiliminde oldukları görüldü.
Buradan “kadınlar duygusal, erkekler objektif” sonucu çıkarmak ise araştırmanın söylediğinden çok daha ileri gitmek olur.
Daha isabetli yorum şu olabilir: Aynı sosyal olay farklı kişiler tarafından farklı ağırlıkta algılanabiliyor ve bu algı, özür verme davranışını etkiliyor.
Örneğin bir erkek için:
“Arkadaşımın sözünü kestim ama konuşma zaten devam etti.”
şeklinde değerlendirilen bir olay, başka bir kişi için:
“Karşımdaki insanın kendisini ifade etmesini engelledim.”
şeklinde algılanabilir.
Buradaki farklılık “duygusal olmak”tan çok, sosyal ihlalin tanımlanma biçimiyle ilgili olabilir.
Kadınların Özür Konusuna Daha Fazla Sosyal Anlam Yüklemesi Mümkün mü?
Araştırmalar bu konuda tamamen tek yönlü bir tablo göstermiyor. Janet Holmes'un özürler üzerine yaptığı klasik çalışmada özrün, konuşmacının karşı tarafın alanına müdahale ettiğinin farkında olduğunu gösteren bir nezaket stratejisi olduğu vurgulanıyor. Çalışmada özürlerin yalnızca “hata yaptım” mesajı değil, aynı zamanda sosyal ilişkinin düzenlenmesi açısından da işlev gördüğü ele alınıyor.
Bu açıdan kadınların özürlerini daha fazla ilişki odaklı yorumlaması mümkün olabilir; ancak bunu bütün kadınlara genellemek doğru olmaz.
Örneğin bazı insanlar:
“Pardon, seni kırmak istemedim.”
diyerek olayın duygusal etkisini öne çıkarırken, bazıları:
“Pardon, sözünü kestim.”
diyerek yalnızca davranışı tanımlayabilir.
İkinci kişinin erkek olması onu otomatik olarak “objektif”, birinci kişinin kadın olması da onu otomatik olarak “duygusal” yapmaz. Aynı davranış biçimleri erkekler ve kadınlar arasında da görülebilir.
Dolayısıyla cinsiyet üzerinden kesin karakter sonuçları çıkarmak yerine iletişim stratejilerindeki olası eğilimleri konuşmak daha sağlıklı.
Erkeklerin Özürleri Neden Daha Kısa Algılanabiliyor?
Bazı araştırmalar, erkeklerin özür verme sıklığının daha düşük olabildiğini gösteriyor. Fakat bunun önemli bir açıklaması “erkekler özür dilemek istemiyor” şeklinde olmak zorunda değil.
Schumann ve Ross'un bulguları burada özellikle önemli. Erkeklerin özür dileme eşiğinin daha yüksek olması, yani daha fazla sayıda olayı “özür gerektirecek kadar ciddi değil” şeklinde değerlendirmeleri, davranış farkının nedenlerinden biri olarak ortaya çıkıyor.
Bu nedenle iki kişinin aynı olay sonrasında farklı tepki vermesi mümkün:
Kişi A: “Pardon, biraz sert konuştum.”
Kişi B: “Ortada özür gerektirecek bir şey yok, sadece fikrimi söyledim.”
Burada aslında tartışılan şey özür kelimesinden önce geliyor: Ne zaman hata yaptığımızı kabul ediyoruz?
Pardon Ne Zaman Denir? Günlük Hayatta Bu Kelimeyi Hangi Durumlarda Kullanıyoruz?
Bazen tek bir kelimenin cümlenin bütün havasını değiştirdiğini düşünüyorum. “Pardon” da bunlardan biri. Birine çarptığımızda “pardon” diyoruz, duymadığımız bir şeyi tekrar ettirmek istediğimizde yine “pardon” diyebiliyoruz, hatta bazen karşı tarafın söylediğine şaşırdığımızda “Pardon?” diyerek bambaşka bir anlam oluşturuyoruz. Aynı kelime hem özür hem rica hem de “tekrar eder misiniz?” anlamına gelebiliyor.
Asıl ilginç olan ise kelimenin kendisinden çok, hangi durumda, hangi tonla ve kime karşı söylendiği. Çünkü “pardon” ile “özür dilerim”, “affedersiniz” ve “efendim?” birbirine yakın görünse de iletişimde bıraktıkları etki aynı değil.
Cambridge Dictionary, İngilizcedeki “pardon” kullanımını özellikle kişinin söylediğini tekrar ettirmek istemesiyle ve “pardon me” biçiminde kaba bir davranış sonrasında özür dilemeyle ilişkilendiriyor. Türkçede ise “pardon” kelimesi günlük kullanımda “affedersiniz”, “özür dilerim”, “efendim?” ve “müsaade eder misiniz?” gibi farklı işlevlere yaklaşabiliyor.
Burada bence tartışmaya değer soru şu: “Pardon” gerçekten sadece bir nezaket kelimesi mi, yoksa sosyal ilişkileri düzenleyen küçük ama güçlü bir iletişim aracı mı?
“Pardon” Hangi Durumlarda Söylenir?
En temel kullanım, istemeden yapılan küçük bir rahatsızlık veya fiziksel temas sonrasıdır.
Örneğin:
- Birinin ayağına bastınız: “Pardon.”
- Kalabalıkta birine çarptınız: “Pardon.”
- Birinin sözünü kestiniz: “Pardon, devam edebilirsiniz.”
- Birinin önünden geçmeniz gerekiyor: “Pardon, geçebilir miyim?”
- Karşı tarafı duymadınız: “Pardon, tekrar eder misiniz?”
- Söylenen şeyi anlamadınız: “Pardon?”
Dolayısıyla kelimenin anlamını yalnızca sözlük karşılığından çıkarmak yeterli değil. Bağlam, ses tonu, yüz ifadesi ve cümlenin devamı anlamı belirliyor.
Mesela “Pardon, geçebilir miyim?” ile “Pardon?! Ne demek istiyorsunuz?” arasında kelime aynı olmasına rağmen iletişim açısından ciddi bir fark var. İlkinde nezaket ve izin isteme bulunurken ikincisinde şaşkınlık, itiraz veya rahatsızlık ifade edilebilir.
Türkçe kullanımında “pardon” ayrıca oldukça ekonomik bir kelime. Uzun bir özür cümlesi kurmadan sosyal bir sürtüşmeyi hızlı biçimde yumuşatabiliyor.
“Pardon” ile “Özür Dilerim” Aynı Şey Değil
Günlük konuşmada bu iki ifade sık sık birbirinin yerine kullanılıyor. Ancak aralarında önemli bir nüans var.
“Pardon” çoğu zaman küçük, anlık ve düşük ağırlıklı bir sosyal ihlali düzeltmek için kullanılıyor. Birine çarpmak, önünden geçmek veya sözünü kısa süreliğine kesmek buna örnek.
“Özür dilerim” ise daha açık bir sorumluluk kabulü taşıyabiliyor.
Örneğin bir arkadaşınızla buluşmaya 10 dakika geç kaldıysanız:
“Pardon, trafik vardı.”
demeniz mümkün.
Ama arkadaşınız sizi bir saat beklediyse:
“Özür dilerim, seni bu kadar bekletmem doğru değildi.”
demek daha uygun olabilir.
İkinci örnekte sorun yalnızca meydana gelen olay değil, karşı taraf üzerindeki etkidir. Bu nedenle özrün kapsamı da büyür.
Bu ayrım özellikle ilişkilerde önem kazanıyor. Çünkü bazen insanlar “pardon” kelimesinin olayın ağırlığına göre yetersiz kaldığını düşünebiliyor. Birinin güvenini kırdıktan sonra yalnızca “pardon” demek, dilbilgisel olarak yanlış olmayabilir ama sosyal açıdan yeterli olmayabilir.
Erkeklerin Daha Objektif, Kadınların Daha Duygusal Olduğu İddiası Ne Kadar Doğru?
Burada dikkatli olmak gerekiyor. “Erkekler objektiftir, kadınlar duygusaldır” şeklindeki kesin bir ayrım bilimsel açıdan savunulabilir bir açıklama değil. İnsanların özür verme biçimleri yalnızca biyolojik cinsiyetle açıklanamaz; kişilik, yaş, kültür, sosyal rol, eğitim, ilişki biçimi ve içinde bulunulan ortam da etkili.
Bununla birlikte, özür davranışı konusunda cinsiyet farklılıklarını inceleyen araştırmalar var.
Örneğin Schumann ve Ross tarafından yapılan çalışmada kadınların erkeklerden daha fazla özür bildirdiği, ancak bunun önemli bir nedeninin kadınların “hangi davranışın özür gerektirecek kadar ciddi olduğu” konusunda daha düşük bir eşik belirlemesi olabileceği bulundu. Araştırmanın ikinci bölümünde erkeklerin aynı davranışları kadınlara kıyasla daha az ciddi değerlendirme eğiliminde oldukları görüldü.
Buradan “kadınlar duygusal, erkekler objektif” sonucu çıkarmak ise araştırmanın söylediğinden çok daha ileri gitmek olur.
Daha isabetli yorum şu olabilir: Aynı sosyal olay farklı kişiler tarafından farklı ağırlıkta algılanabiliyor ve bu algı, özür verme davranışını etkiliyor.
Örneğin bir erkek için:
“Arkadaşımın sözünü kestim ama konuşma zaten devam etti.”
şeklinde değerlendirilen bir olay, başka bir kişi için:
“Karşımdaki insanın kendisini ifade etmesini engelledim.”
şeklinde algılanabilir.
Buradaki farklılık “duygusal olmak”tan çok, sosyal ihlalin tanımlanma biçimiyle ilgili olabilir.
Kadınların Özür Konusuna Daha Fazla Sosyal Anlam Yüklemesi Mümkün mü?
Araştırmalar bu konuda tamamen tek yönlü bir tablo göstermiyor. Janet Holmes'un özürler üzerine yaptığı klasik çalışmada özrün, konuşmacının karşı tarafın alanına müdahale ettiğinin farkında olduğunu gösteren bir nezaket stratejisi olduğu vurgulanıyor. Çalışmada özürlerin yalnızca “hata yaptım” mesajı değil, aynı zamanda sosyal ilişkinin düzenlenmesi açısından da işlev gördüğü ele alınıyor.
Bu açıdan kadınların özürlerini daha fazla ilişki odaklı yorumlaması mümkün olabilir; ancak bunu bütün kadınlara genellemek doğru olmaz.
Örneğin bazı insanlar:
“Pardon, seni kırmak istemedim.”
diyerek olayın duygusal etkisini öne çıkarırken, bazıları:
“Pardon, sözünü kestim.”
diyerek yalnızca davranışı tanımlayabilir.
İkinci kişinin erkek olması onu otomatik olarak “objektif”, birinci kişinin kadın olması da onu otomatik olarak “duygusal” yapmaz. Aynı davranış biçimleri erkekler ve kadınlar arasında da görülebilir.
Dolayısıyla cinsiyet üzerinden kesin karakter sonuçları çıkarmak yerine iletişim stratejilerindeki olası eğilimleri konuşmak daha sağlıklı.
Erkeklerin Özürleri Neden Daha Kısa Algılanabiliyor?
Bazı araştırmalar, erkeklerin özür verme sıklığının daha düşük olabildiğini gösteriyor. Fakat bunun önemli bir açıklaması “erkekler özür dilemek istemiyor” şeklinde olmak zorunda değil.
Schumann ve Ross'un bulguları burada özellikle önemli. Erkeklerin özür dileme eşiğinin daha yüksek olması, yani daha fazla sayıda olayı “özür gerektirecek kadar ciddi değil” şeklinde değerlendirmeleri, davranış farkının nedenlerinden biri olarak ortaya çıkıyor.
Bu nedenle iki kişinin aynı olay sonrasında farklı tepki vermesi mümkün:
Kişi A: “Pardon, biraz sert konuştum.”
Kişi B: “Ortada özür gerektirecek bir şey yok, sadece fikrimi söyledim.”
Burada aslında tartışılan şey özür kelimesinden önce geliyor: Ne zaman hata yaptığımızı kabul ediyoruz?