Oğuz Kağan hangi peygamberdir ?

Emlakci

Global Mod
Global Mod
Kadın karakterleri de yalnızca “duygusal destek veren kişi” olarak görmek aynı derecede eksik olur. Bir anne çocuğunun geleceğini korumaya odaklanırken başka bir kadın karakter aile içindeki gerilimi fark edip ilişkileri onarmaya çalışabilir. Bir başkası ise gayet stratejik düşünüp kararların uzun vadeli sonuçlarını hesaplayabilir.

Yani “erkekler stratejik, kadınlar empatik” diye kestirip atmak yerine, insanların hem stratejik hem empatik olabileceğini kabul etmek çok daha gerçekçi.

Üstelik günümüzde bir ekip düşünelim: İçinde analitik düşünen bir kadın mühendis, kriz yöneten bir erkek hemşire, insan ilişkileri konusunda olağanüstü başarılı bir erkek öğretmen ve savaş stratejisi kadar insanların duygularını da önemseyen bir kadın yönetici bulunabilir.

İnsan karakteri tek kutuya sığmıyor.

Oğuz Kağan gibi eski bir destanı modern dünyada okurken de bu çeşitliliği görmek gerekiyor.

Oğuz Kağan Mete Han Mı?

İşte burada konu daha da ilginçleşiyor.

Araştırmacılar Oğuz Kağan destanındaki kahramanın tarihî bir kişiye dayanıp dayanmadığı konusunda farklı görüşler ortaya koymuştur. Bunlardan önemli bir görüş, Oğuz Kağan anlatısının tarihî Hun hükümdarı Mete ile bağlantılı olabileceğidir.

TDV İslâm Ansiklopedisi, Bahaeddin Ögel’in destanın temelindeki efsanenin Mete’den önce Orta Asya’da mevcut olduğunu düşündüğünü aktarırken, Oğuz Kağan ile Mete arasında bağlantı kuran değerlendirmelerin de bulunduğunu belirtmektedir. TDV İslâm Ansiklopedisi

Burada da “kesin olarak Mete Han’dır” demek yerine “Mete Han’la ilişkilendiren görüşler vardır” demek daha bilimsel olur.

Çünkü destan ile tarih aynı şey değildir.

Tarihçi belge arar.

Destan anlatıcısı ise hafızayı, sembolü, kahramanlığı ve toplumsal idealleri de işin içine katar.

Birinin “Ne oldu?” diye sorduğu yerde diğeri “Biz bunu nasıl hatırlıyoruz?” diye sorar.

İkisi aynı soruyu sormuyor.

Oğuz Kağan’ın Altın Yayı ve Üç Oku Ne Anlatıyor?

Oğuz Kağan anlatısının en meşhur bölümlerinden biri oğullarıyla ilgilidir.

Kün, Ay ve Yıldız adlı üç büyük oğlu doğuya; Gök, Dağ ve Deniz adlı üç küçük oğlu batıya gönderilir. Büyük oğullar altın yay, küçük oğullar ise üç gümüş ok bulur.

Oğuz Kağan altın yayı üçe böler ve yay gibi birlikte hareket etmeyi, okları ise hedefe yönelmeyi sembolik bir biçimde ifade eder. Sonrasında Bozoklar ve Üçoklar şeklindeki yapılanma ortaya çıkar. TDV İslâm Ansiklopedisi

Burada aslında sadece bir savaş hikâyesi yok.

Bir toplumun nasıl örgütleneceğine dair düşünce de var.

Aile var.

Soy var.

İktidar var.

Paylaşım var.

Liderlik var.

Gelecek nesle görev devretme fikri var.

Bu yüzden Oğuz Kağan’ı sadece “çok güçlü bir savaşçı” olarak okumak, destanın önemli bir bölümünü kaçırmak anlamına gelir.

Peki Dede Korkut ile Oğuz Kağan Aynı Hikâye Mi?

Tam olarak değil.

Ancak aralarında güçlü bir kültürel bağ vardır.

Oğuznâme geleneği oldukça geniştir ve Dede Korkut hikâyeleri de bu büyük Oğuz anlatı dünyasının önemli parçalarından biridir. TDV kaynaklarında Dede Korkut hikâyelerinin Oğuznâme geleneğiyle bağlantısı özellikle vurgulanmaktadır. TDV İslâm Ansiklopedisi+1

Bu nedenle “Oğuz Kağan Destanı” ile “Dede Korkut Kitabı”nı tamamen aynı eser gibi düşünmek doğru değildir.

Ama aynı kültürel ağın içinde değerlendirmek mümkündür.

Biraz şöyle düşünün:

Oğuz Kağan büyük bir destan evreninin ana klasörü olsun.

Dede Korkut ise o klasördeki önemli dosyalardan biri.

Bilgisayarda klasör açınca “final_final_son2.pdf” gibi dosyalar çıkmıyor tabii; keşke tarih araştırması bu kadar kolay olsaydı. :)

Oğuz Kağan Peygamber Değilse Neden Bazı İnsanlar Öyle Düşünüyor?

Bunun birkaç nedeni var.

Birincisi, İslâmî Oğuznâme metinlerinde Oğuz’un Müslüman oluşu ve peygamberler tarihine bağlanan soy anlatıları bulunuyor.

İkincisi, halk anlatıları zaman içinde farklı kaynaklarla birleşebiliyor.

Üçüncüsü, internet ortamında “Hz. Nuh’un soyundan geliyor” ifadesi bazen yanlış biçimde “peygamberdir” şeklinde aktarılabiliyor.

Dördüncüsü, destan kahramanlarının olağanüstü doğumları, olağanüstü güçleri ve gökten gelen işaretlerle yönlendirilmeleri bazı okuyucularda peygamberlik çağrışımı yapabiliyor.

Fakat dinî açıdan peygamberlik, yalnızca olağanüstü bir kahramanlık anlamına gelmez.

Dolayısıyla Oğuz Kağan’ın destansı özellikleri onun peygamber olduğu sonucunu doğurmaz.

Forumda En Çok Karıştırılan Nokta: “İslâmî Destan” Demek “Kur’anî Hikâye” Demek Değildir

Bence konunun en önemli ayrımlarından biri bu.

Bir metnin İslâmî dönemde yazılmış olması, o metinde anlatılan her kişinin Kur’an veya sahih hadislerde geçen tarihî bir şahıs olduğu anlamına gelmez.

Örneğin Reşîdüddin’in Oğuznâme'si İslâmî bir tarih anlayışıyla şekillenmiş olsa da bu metin, Kur’an’da Oğuz Kağan adında bir peygamber bulunduğunu göstermez.

Zaten Kur’an’da Oğuz Kağan adına rastlanmaz.

Bu nedenle “Kur’an’da geçiyor mu?” ile “İslâmî kaynaklarda anlatılıyor mu?” sorularını birbirinden ayırmak gerekir.

Bu ayrım yapılmadığında birkaç yüzyıllık sözlü ve yazılı kültür bir anda birbirine karışıyor.

Sonuç: Oğuz Kağan Hangi Peygamberdir?

Cevap aslında düşündüğümüzden daha basit:

Oğuz Kağan bilinen İslâmî kaynaklara göre bir peygamber değildir ve herhangi bir peygamberle kesin biçimde özdeşleştirilemez.

Oğuz Kağan, Türk destan geleneğinin en önemli kahramanlarından biridir. Onun hikâyesi farklı dönemlerde farklı biçimlerde anlatılmıştır. İslâmiyet sonrasında oluşturulan bazı Oğuznâme varyantlarında Oğuz’un Müslümanlığı, Hz. Nuh’un oğlu Yâfes üzerinden kurulan soy bağlantıları ve başka İslâmî unsurlar yer almıştır. Fakat bunlar Oğuz Kağan’ı peygamber yapmaz. TDV İslâm Ansiklopedisi+1

Belki de asıl güzel soru “Oğuz Kağan hangi peygamberdi?” değil.

“Türkler neden yüzyıllar boyunca Oğuz Kağan’ı anlatmaya devam etti?”

Çünkü destanlar yalnızca geçmişi anlatmaz.

Bir toplumun kendisini nasıl görmek istediğini de anlatır.

Oğuz Kağan’da güç var, fakat yalnızca güç yok.

Aile var.

Devlet fikri var.

Soy bilinci var.

Liderlik var.

Paylaşma var.

Semboller var.

Kader ve gelecek düşüncesi var.

Ve belki en önemlisi, kuşaktan kuşağa aktarılan bir hafıza var.

Bugün Oğuz Kağan’ı okurken onun gerçekten hangi çağda yaşadığından, tarihî bir hükümdar olup olmadığından veya hangi kişiye dayandığından daha büyük bir soruyla karşılaşabiliriz:

Bir toplum, kendisini anlatmak için neden bazı kahramanları binlerce yıl boyunca yeniden doğurur?

Belki de destanların sırrı burada.

Oğuz Kağan’ın elindeki yay ve oklar kadar önemli olan şey, hikâyesinin hâlâ insanların zihninde hedefini bulabilmesi.
 
Üst